Müzik, sizin de fark ettiğiniz üzere, hayatımızın her anında bizimle. Sabah uyanırken bir melodinin eşliğinde kahvemizi yudumlamak, yürüyüşe çıktığımızda kulağımızda bir şarkının yankılanması… Ancak hiç düşündünüz mü, neden bazı şarkılar bizi neşelendirken bazıları ise hüzünlendiriyor? İşte bu yazıda müzik bilimi olarak da adlandırabileceğimiz müzik teorisinin o karmaşık gibi görünen ama aslında çok büyüleyici olan dünyasını ele alacağız.

Müzik Sadece Ses Değil, Bir Duygudur
Müzik, çok basitçe, seslerin belirli bir düzende organize edilmesinden ibarettir. Ama onu özel yapan, insan duygularıyla kurduğu bağdır. İzlediğimiz filmlerde düğün sahnesinde çalan o eğlenceli şarkı ile cenaze sahnesinde duyulan o yavaş ve ağır melankolik melodiler arasında duygusal bir uçurum yok mudur? İşte bunun sebebi aslında, müziğin duygularımızın tercümanı olmasıdır. Örneğin; Beethoven’ın Für Elise parçasını dinlerken hissettiğiniz o nostalji, düzenli ve uyumlu ses dalgalarının beynimizde yarattığı etkiden kaynaklanmaktadır. İşte bu, müziğin bizlere basit seslerden çok daha fazlası olduğunu gösteriyor.
Müziği Anlamanın Anahtarı: Basit Kavramlar
Notalar: Müziğin Alfabesi
Notalar aslında müziğin alfabesidir diyebiliriz. Harfler birleşerek kelimeleri oluşturuyorsa, notalar da birleşip melodileri oluşturur. Mesela “Do-Re-Mi” notalarını art arda çaldığında kulağımız tanıdık bir melodi canlanıyor, değil mi?
Ritim ve Tempo: Kalp Atışımızın Müziği
Ritim, müziğin kalp atışı gibidir. Hızlı bir ritim bizleri heyecanlandırıp, enerjik hissettirirken; yavaş bir ritim ise sakinleştirebilir. Hemen bir örnek verecek olursak: Queen’in “We Will Rock You” şarkısındaki o vurmalı ritmini dinleyelim.
Bu ritmi sadece dinlemekle kalamıyor, bizler de harekete geçiyoruz.
Ama bir de Ludovico Einaudi’nin “Nuvole Bianche” adlı piyano eserini dinleyelim, yavaş tempo, bizlerde dinginlik hissi uyandırıyor.
Armoni ve Akorlar: Müziğin Zenginliği
Akorlar, bir şarkıya derinlik katan gizli kahramanlarımızdır. Farklı notaların bir araya gelerek oluşturduğu armoni, müziğin zenginliğini belirler. Mutlu bir şarkı mı dinliyoruz? Büyük ihtimalle bu şarkılarda major akorlar kullanılmıştır. Yoksa dinlediğimiz şarkı hüzünlü bir şarkı mı? İşte orada da minör akorlar devreye giriyor. Mesela, Adele’in “Someone Like You”şarkısını düşün. O şarkıyı dinlerken hissettiğimiz o burukluk, minör akorların yarattığı bir histen kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan Pharell Wiliams’ın “Happy” şarkısı major akorları kullandığı için neşeli hissettirmektedir.
Modlar
Müziğin bir diğer büyüsü ise, kullanılabilen modlar aracılığıyla duygu yaratabilmesidir. Akorlardaki gibi major modlar genel de parlak ve neşeli bir atmosfer yaratırken. Minör modlar daha karanlık ve hüzünlü duygular yaratmaktadır. Peki ya aynı melodi farklı bir modda çalınırsa ne olur? Sevdiğiniz neşeli bir şarkıyı yavaşça ve alçak tonlarda söyleyin; muhtemelen şarkı bambaşka bir anlam kazanacaktır.
Müziği Keşfetmeye Devam Edin
Bir dahaki sefere sevdiğiniz bir şarkıyı dinlerken lütfen kendinize şu soruları sorun:
- Şarkının temposu hızlı mı, yavaş mı? Sizi nasıl etkiliyor?
- Melodide hangi duygular öne çıkıyor?
- Armonide kullanılan akorlar hangi ruh halini yaratıyor? Mutlu mu, hüzünlü mü?
Bu basit gözlemler, sizi hem daha dikkatli bir dinleyici hem de müzikle daha derin bir bağ kuran biri haline getirmek için iyi bir başlangıç olacaktır.
Müzik teorisi sadece müziği daha iyi bir şekilde icra etmeye çalışan veya müzik üretimi ile uğraşan kişilerin değil, dinleyicilerin de ilgisini çekebilmektedir. Her ne kadar benim dikkatimi icra etme ve üretme çabası esnasında çekmiş olsada benim dinleme deneyimlerime oldukça ayrı boyutlar kazandırdı diyebilirim. İşin içerisine dahil oldukça aslında müziğin de bir matematiği olduğunu fark etmek ve üretici olma (cover yapmak, beste yapmak vs…) aşamasında bu formüllerin kullanılabildiğini öğrenmek beni oldukça heyecanlandırmıştı. Ayrıca öğrendikçe ve kullandıkça hem enstürüman çalarken hem de bir müziği dinlerken kulağımın da geliştiğini fark ettim. Bazı insanlar duydukları bir melodideki notaları direkt tanıyabilirler (absolut kulağı olanlar) bazıları ise melodideki notaları doğrudan ayırt edemezler ancak notalar arasındaki mesafeyi ayırt edebilir ve müzik teorisi ile ilgili bilgilerini kullanarak dinlediklerini analiz edebilir ve yeni sentezler oluşturabilirler. Müzik; sesin frekansları yoluyla bizleri etkiler. O sebeple tarihsel süreçte bazı medikal hastalıkların tedavilerinde kullanılmaya çalışılması veya bilim insanlarının beyin üzerindeki etkilerini koymaya çalışmasına şaşırmamak gerekir diye düşünüyorum.
Müzik ile kalın…




Yorum bırakın