Türkiye’nin en etkileyici doğa harikalarından biri olan Yedigöller Milli Parkı, dört mevsim güzelliğini korusa da özellikle sonbaharda bambaşka bir görünüme bürünüyor. Huzur veren atmosferi, renklerin birbirine karıştığı büyüleyici manzaraları ile Bolu Yedigöller her doğa aşığının mutlaka görmesi gereken bir yer. Yedigöller, isminden de anlaşılacağı üzere birbirine yakın konumlanmış yedi farklı gölden oluşuyor: Sazlıgöl, İncegöl, Kurugöl, Nazlıgöl, Seringöl, Büyükgöl ve Deringöl.

Daha önce Bulgaristan’a araç ile giderken yaz aylarında hızlıca bir Abant’ı görebilme şansımız olmuştu. Her ne kadar gitmişken Yedigöller’i de gezeriz diye düşünsek de orayı es geçmek zorunda kalmıştık. Ben, daha sonra ziyaret edilecek şeklinde listeme not düşmüştüm. Bahsi geçen listeme göz gezdirirken, çok muhtemel daha önce gördüğüm fotoğraflarından etkilenmiş olacağım ki, yanına mümkün ise sonbaharda ziyaret et şeklinde küçük bir not iliştirmişim. Bunun üzerine yaptığım araştırmalar neticesinde; özellikle sonbaharı uğurlayabileceğimiz tarih aralığının, ekim ayının son haftası ile kasım ayının ilk iki haftası olabileceğini öğrendim. Hazır çocukların okullarının tatil olacak olması, bir de nikah yıl dönümümüze rast gelmesi sebepleri ile 9–10 Kasım tarihleri için konaklama seçeneklerini araştırmaya başladım. Tabiat parkı içerisinde Habitat Mesire Yerleri isimli işletmenin Nazlı Ev-3 isimli üst katında yatakların, alt katta küçük bir mutfak ve şömineli oturma alanının olduğu şirin mi şirin bir bungalov için rezervasyon yaptırdım.

Rezervasyon yaptırırken kahvaltı ve şömine için 2 çuval odun almıştım. Öğlen ve akşam yemekleri için ihtiyacımız olan mangal ve diğer malzemelerimiz, valizlerimizi de hazırlayıp sabah erkenden yola koyulduk. Yolculuktan bir kaç gün önce orada yapacaklarımızı planlarken Yedigöller’in en popüler dolayısıyla en kalabalık zamanında orada olacağımızı öğrenmiş olduk. Umarım öyle olmaz diye düşünürken, işletme müdürü Yalçın Bey bize yol güzergahı için aradığında şu an oranın çok kalabalık olduğunu, tabiat parkının girişi itibari ile kendisini aramamızı, aksi halde belli bir saate kadar araçla konaklayacağımız alana geri dönmemizin mümkün olamayacağını söyledi. Hâl böyle olunca mümkün mertebe oyalanarak oraya daha geç bir saatte varmayı planladığımızı söyledik. Bolu merkezde bir şeyler yer, akşam Yedigöller’e geçerek günü dinlenerek bitirelim dedik. Bolu merkezde mantıları ve üzüm hoşafı ile meşhur Yörem Mantı’ya gittik. Küçük, hoş, naif bir işletmeydi.

Çok da karanlığa kalmadan ufak ufak geçelim artık Yedigöller’e diye düşünüp yola koyulduk. Biraz ilerledikten sonra otoban üzerinden Yedigöller’e geçilen köprüde olan bir kazanın tüm trafiği tıkadığını erkenden fark edip farklı yol güzergahları araştırdık. Birini seçip köylerin içerisinde ilerlemeye başladık. Daha Yedigöller’e varmadan ağaçların renginden büyülenmiştik zaten. Umarım yukarısı da burası kadar güzeldir diye düşünürken arabayı kenara çekip etrafı fotoğraf ve video çekmeye başladık.
Yolda birkaç kazaya daha rast geldik. Tabiat parkının girişinde Yalçın Bey’i arayarak aldığımız direktifler neticesinde hızlıca kalacağımız yeri bulduk. Hava bizim oralara göre oldukça soğuktu. Hızlıca şömineyi yaktık. Çocuklar için bizim gözetimimizde şömineye odun atmak, marshmallowlarını ateşte pişirmek oldukça eğlenceli oldu. Biz de hızlıca yerleşip şarabımızı açarak yol yorgunluğumuzu atmış olduk. Yukarı kattaki yatakları (iki tek kişilik, bir çift kişilik yatak) birleştirerek oluşturduğumuz yeni yatağımızda uyuduk. Ertesi gününde çok yoğun olacağını bildiğimiz ve kalabalığı hiç sevmeyen insanlar olduğumuz için erkenden kalkıp yürüyüşümüze başlarız ve kahvaltı molası verip sonrasında devam etme kararı aldık. Girmeden Wikiloc üzerinden yürüyüş rotalarını incelemiştim. Tüm gölleri gezecek şekilde güzel bir yürüyüş rotasında karar kılıp çevrim dışı kullanacak şekilde telefon ve saatime yüklemiştim.


Günü planladığımız gibi bol bol yürüyerek geçirdikten sonra verandamızda yapay zekaya bestelettiğimiz söz ve müziğinin bize ait olduğu Yedigöller ile ilgili şarkımız ve diğer şarkılar eşliğinde eğlenerek barbekümüzü yaptık. Yedik, içtik ve eğlendik. Ardından tekrar içeri geçerek şömine karşısındaki koltuğa hep birlikte gömülerek birkaç bölüm çevrim dışı Young Sheldon izleyip uyuduk.

Keza ertesi gün erkenden kahvaltımızı yapıp kahvelerimizi içip dönüşe geçecektik.

Kıssadan hisse, eğer sonbaharı Yedigöller’de bizim gibi uğurlamayı planlıyorsanız burada görünmeyen ancak bahsi geçen kalabalığı ve trafiği mutlaka göz önünde bulundurun.
Evet, büyüleyici bir manzarası var. Ancak lütfen o yollarda araba sürerken dikkatinizi yola verin.
Yedigöller içerisinde drone kullanmanın yasak olduğunu unutmayın. Zaten anonslar ile size durmadan hatırlatıyorlar.
Dilek Çeşmesi, Gülen Kayalar, Pisagor Ağacı ve Seyir Terasları’nı gezmeyi unutmayın.
Son olarak eğlenmeyi unutmayın. Biz çok eğlendik. Aşağıya bahsi geçen yapay zeka şarkımızın linkini de ekliyorum 🙂




Yorum bırakın